27 Mart 2012 Salı

Düşünmeyen canlı yoktur...

Başlıkta da belirttiğim gibi, bana göre beyni olup da düşünmeyen canlı yoktur. Çünkü hayat, düşünce temelleri üzerine kuruludur.
Descartes'in "Düşünüyorum, o halde varım." sözünden yola çıkmak istiyorum. Descartes, septisizmden yola çıkmıştır. Doğruyu bulmak için her şeyden şüphe etmiştir. Sıra "düşünce"ye gelmiştir. Düşünceden şüphe etmek için düşünmek gerektiğini anlayınca Descartes: "Düşünüyorum, o halde varım." sözünü söylemiştir.
Düşünmeyen insan yoktur. Farkında olmadan düşünür insan. Yemek yemeyi, su içmeyi, yürümeyi, konuşmayı... Yaptığımız her davranışı düşünürüz.
Düşünmek sadece insanlara özgü değildir. Örneğin, bir köpeği ele alalım. Anne köpek, yavrularına yiyecek bulmayı düşünür. İçgüdüsel olarak yapsa da düşünmesi gereklidir.

Yani diyeceğim o ki, size "Ben düşünmüyorum." diyen bir insan varsa ona inanmayın. Düşünmeden hayat mı olurmuş canım? Deliler bile düşünüyor. :)

24 Mart 2012 Cumartesi

Sonu olmayan düşünceler

Her zamanki gibi sıkıcı bir gündü. Sabahın erken saatlerinde, karga daha kahvaltısını etmeden okula gidiyordum. Daha doğrusu ayaklarım beni okula sürüklüyordu. Sonra bir ışık fark ettim. Etraf bembeyaz oldu...
Gözlerimi açtığımda bambaşka bir yerdeydim. Gökyüzü olabildiğine beyazdı. Her taraf ışıl ışıl... Kafamı sağa çevirdim, mosmor çimenlerin üstünde yatıyorum. Kırmızı ağaçlar, uçan inekler, pembe güneş, mavi bulutlar... Kuşlar rengarenk, her taraf cıvıl cıvıl. Köpekler mor çimlerin üstünde koşuşuyor, maymunlar pembe muzları yiyor. İşin en güzel tarafı, bu kadar güzel bir yerde tek başımayım. Buradan hiç ayrılmak istemiyorum, deli gibi koşturuyorum etrafta.
Biraz dolaşırken dağların arasından kıvrıla kıvrıla gelen, berrak mı berrak bir nehir fark ettim. Durup içindekilere bakmak istedim. Sarı taşlar, turkuaz balıklar... Her şey çok güzeldi. Biraz daha etrafı gezerken karşımda yakın arkadaşım Şebnem'i gördüm. Yanına gittim, burada ne aradığını sordum. Bana sürekli "Can.." diyordu. Sorularıma cevap vermiyordu. Sonra sert bir şekilde bana dokundu...

"Can nereye gidiyorsun, okul bu tarafta!" Şebnem'in bu sözüyle beraber bütün bunların bir hayal olduğunu anladım. Ama güzel olan bir şey vardı. Sıkıcı olan okul yolu, o gün bana çok renkli gelmişti.

Hayal dünyasında kaybolmak...

Hayatta en sevdiğim şeydir hayal kurmak... Çünkü hayal kurmak, o an insana her şeyi unutturur. Bir derdin mi var, düşüverir arka plana. Geride bırakırsın her şeyi. Sadece hayale odaklanırsın. Kapatırsın gözlerini, dalarsın hayallere. İster geleceğini düşünürsün, ister geçmişini... Ya da benim gibi absürt şeyler düşünürsün. İnsanlar senin düşüncelerini saçma bulur. Ama aldırış etmezsin. Görmek istediğini hayal edersin, aslında olmak isteyip de olamadığın şeyi. Bulutların üstünde yatan insanları, uçan inekleri, mavi güneşi... Özel güçlerin olduğunu hayal edersin, bencil olursun. Kendini kaybedersin. Hayal kurmayı bıraktığın an hayatın kötü olduğunu anlarsın.

23 Mart 2012 Cuma

Sokaktaki ben...

[1] Dışarıda arabamla dolaşıyordum. Yollar bomboştu. Etrafta tek bir insan bile yoktu. Trafik lambalarına yaklaştığımda kırmızı yanıyordu. Lambalarda durdum.
Aynada arkamdan bir araba geldiğini fark ettim. Yanımda durdu. Dikkatlice bakınca yanımdaki arabanın, benim arabamla aynı olduğunu fark ettim. İçindekine baktım. Ben! Yeşil yandı ve onun kalkıp gitmesini bekledim. Plakaya baktım, benim arabamınkiyle aynı plaka... Takip etmeyi düşünüyordum. Nereye giderse gitsin takip edecektim...
[2] Aman Allahım! Takip ediliyordum. Arkamdaki ben, beni takip ediyordu. Kaçmak istedim. Hızlandım, arabanın sınırlarını zorladım. Ama sürekli peşimdeydim. Bir türlü uzaklaşamıyordum. Bir an önce eve gitmek istedim...
Eve yaklaştığımda hâlâ peşimdeydim. Arabadan indim, eve koştum. Kapıyı açıp içeri girdim, merdivenlerden hızlıca yukarı çıktım. Daire kapısına geldim. Evime girdim ve artık rahattım.
[1] Kapı tam kapanırken koşarak içeri girdim. Merdivenlerden hızlıca yukarı çıktım. Kendi kokumu tanıyabiliyordum. Girdiğim dairenin kapısına geldim. Kapıyı çaldım. Israrla, hiç durmadan... İçeride olduğumu biliyordum.
[2] Kendimi bulmuştum. Kapıyı çalıyordum. Ama açmamakta kararlıydım. Ne olursa olsun açmayacaktım. Pencerenin kenarına gittim. Hâlâ kapıyı çalmaya devam ediyordum. Aldırış etmedim. Pencereden karşı apartmana baktım. Bir dairenin ışığı yanıyordu. Birkaç saniye sonra perde açıldı ve kendimi gördüm....

22 Mart 2012 Perşembe

Sıkıntılarımı, dertlerimi, sevinçlerimi aktarıyorum...

İnsanlara saçma gelen şeyleri düşünmeyi, yazmayı çok seviyorum. Kendi hayal dünyamda yaşayan biriyim. Yazılarım ne kadar saçma bulunursa bulunsun, böyle olmayı seviyorum. Yazı yazmak beni rahatlatıyor. Sıradışı şeyleri hayal etmekten asla çekinmem.